evin's profileEVIN OKÇUOGLU WEB GÜNLÜG...PhotosBlogListsMore ![]() | Help |
EVIN OKÇUOGLU WEB GÜNLÜGÜTurkiye Istanbul |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
uğramakta yarar var
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
bop bip üst başkanlığından mektup:)Şimdi düşünmeniz gereken 30 yıl öncesidir. O yıllarda başlatılan bir faşist katliamın hesabını şimdi sormaya başlayın, buna izin veriyorum. Zaten hesabı sormakta olduğunuz da bu 30 yıl önce başlattığım sürecin sürdürümcüleridir. Kimden ne hesabı soruyorsunuz. Hoş hesap falan gerçek anlamda sorulacak değildir. Maksadım başka, sakın ola ki bugün başınızda hükümet ederken babalar gibi ülke satanlarla uğraşmayın. 30 yıl önce uğraşmaya kalkanları hallettik. Şimdi bir de sizinle uğraşmayalım. Onun için siz 30 yıl öncesinin hesabını sorma bahçelerinde gezineceksiniz. Bu kadar. Sakın ha TSK ile açıkça savaşa girmiş olan hükümeti ve onun da yukarısında beni görmeyeceksiniz. Bugünün hesabını sormaya kalkmayacaksınız. Dikkatinizi başarı ile geçmişe çevirttim. Medyayı ve sol görünümlü parayla bu günler için beslediklerimi hepsini seferber ettim. Onlar sizin ne düşünmeniz gerektiğini enjekte edeceklerdir. Onlar dini imanı vatanı olmayan paranın egemenliğinde yani benim egemenliğimde benim gücümün uşaklarıdır. Hep bir ağızdan 12 eylül hesabı sormaya kurulmuşlardır. Sakın akıllı birkaç kişi çıkıp da kimden ne hesabı soruyorsunuz demesin. Hemen saldırıp sustururuz sorun değil. Cuntacı yaftalarından bol miktarda hazırladık. Sağdan soldan adamlarımıza verdik. Gerektiği şekilde işlerini yapacaklar. Kimse beni köşeye sıkıştırıp can çekişir hale sokamaz. Ben bu gezegenin küresel emperyalim.
Küresel faşizmse faşizm, kan ise kan, zorbalıksa zorbalık, tüm dünyayı bir talan alanı olarak kullanmazsam benim de sonum gelecek. Bu korku ile en içten şekilde söylüyorum sırf bu korku ile her yola başvuruyorum. Marks her gece bir kabus gibi hortlayıp uykularımı kaçırıyor. Bana Gorbaçov gibi sadık hainler ve dinsel terörü sistemli yönetecek hoca efendiler lazım. Yoksa bu koca devletinizle baş edecek gibi değil. Öyle güçlü bir sistem kurmuşsunuz ki, her koldan çalışıyorum, hemen hemen her kurum elimde ama bir tek silahlı kuvvetleriniz direniyor. Bu nedenle gerekirse tarihi tahrif edeceğim, gerekirse halkın ordusuna desteğini altından çekip alacağım. Başka çarem kalmadı. Gerekirse sahte mahkeme tuzakları kuracağım. Hatta mevcut tuzak mahkemeler yetmezse toplu katliamlarla susturacağım halkı. Ordunuzun başına dış düşman saracağım. Sonuçta minik lokmalar halinde bitkin ve güçsüz kalmış olarak içten yıkılacaksınız. Amacım, emeklerinizle kurup alnınızın teriyle yarattığınız her değere el koymak ve gasp etmektir. Varlığımı sürdürmek için çırpınırken insanlığın iyice geri ve yoksul duruma düşürülerek baş kaldıramaz hale gelmesi için çok yönlü savaş yürütüyorum. Sizleri uykularınızla baş başa bıraktım. Arada uyandıkça sanal-sahte aya ilk ayak basma filmi gibi olmadık şeyleri olmuş gibi gösterme ustalarımla aklınızı allak bullak etmeye devam edeceğim.
BOP BİP üst başkanlığı HESAPLAŞMA
141-142 ve 163 ü birbirine bulaştıranlar şimdi sahneye bir kez daha çıkıyor. Aradan 30 yıl geçmiştir. 12 eylül askeri darbesini yapanlar yargılansın demek şimdi aklına gelmiştir bazı sol talepkârların. Bu taleplerini ilettikleri hükümet ise 12 eylülden doğma olmasa bile onun beslemesi ile gelişip serpilmiş bir yapının parçasıdır. Gerçekte Kenan Evren’in yargılanması söz konusu bile değilken bu konuyu azimle gündeme taşıma kararında olan kurumlara STK lara ve aydın geçinenlere bir bakınız. Onlar türbana da özgürlük demişlerdir geçmişte. Onlar 163 de kalksın demişlerdir. Sonuçta 141-142 yerine başka yasalar gelmiş ama 163 ün önü açılmış ve daha sonra hükümetin adalet bakanlığını yapanlar 2 temmuz sanıklarının savunmanı olmuştur. Şimdi ise benzer hükümetlerden talepte bulunularak varılmak istenen yola giden yöntem aynıdır. Varılacak yol ise sivil darbenin/ karşı devrimin veya küresel faşist kuşatmanın son engelini de ortadan kaldırmaktır.
Evin Okçuoğlu Divriği Kültür Derneği Mehpare Çalak Nazım Hikmet Kültür Merkezi 2 TemmuzSevgili dostlar, Nazım Hikmet Kültür Merkezi 2 Temmuz anma toplantıları ile ilerici, demokrat kurumları ve kişileri her yıl bir araya getiriyor. Bize verilen bu kürsüde Madımak Otelinde yaşanan büyük vahşeti kınıyor ve yakılarak katledilen canlarımızı yüreğimizden hiç eksilmeyen acıları ile anıyoruz. Sivas’da yaşanan katliamda aydınlık bilinçli herkes provakasyonun devletin eliyle büyük bir planın parçası olarak yaşatıldığı gerçeğini gördü. Bu plan 1980 darbesi ile başlatılan Türkiyeli tüm ilerici, devrimci ve demokratların toplu olarak imhası ve sindirilmesi harekatının bilinçli bir devamıydı. Amaçları ise, ülkede sürdürdükleri sömürü rejimine karşı güçlü bir sol tehlikenin tamamen bertaraf edilmesiydi. İşbirlikçi iktidarlar, uluslar arası sermaye ile bütünleşmiş bir sömürge haline dönüşmemizin önünde tek engel olarak devrimci sol aydınları ve onların etrafına yaydığı bilinci görüyordu. Bu engeli ortadan kaldırmak için gözü dönmüş bir vahşetle her biri insanlık suçu olan saldırılarını tek tek uyguladılar. İşkenceler, yargısız infazlar, hapishanelerde katledilenler, hayata dönüş operasyonları, bugüne vesile Sıvas katliamı. Onlardan ne kadar korktukları saldırılarındaki gözü dönmüşlükten anlaşılıyordu. Önce sömürülen halkını bilinçlendiren aydınlık beyinleri, devrimci liderleri yok ettiler. Sonra döktükleri kanları gözdağına dönüştürerek göz diktikleri hakları gasp ettiler, halkları korkuttular sindirdiler. Böylece örgütlenmelerini, gelişmelerini engellediler. Bu gün geldiğimiz noktada çok üzülerek itiraf etmeliyim ki başardılar. Halen örgütsüz, bilinçsiz bir halk haline getirdiği yığınları istedikleri gibi yönetmekte ve iktidarlarını her geçen gün biraz daha perçinlemektedirler… Ülkemizdeki yaşanan son gelişmelerde de açıkça görüşeceği gibi bu plan sadece ulusal sınırlarımız içindeki iktidarlar tarafından yaratılmış ve uygulanmış bir plan değildi. ABD’nin artık herkes tarafından bilinen büyük Ortadoğu projesi dahilinde her gün biraz daha kişiliksiz, iradesiz bir sömürge olabilmemiz için önlerindeki tüm engellere karşı sürdürülen bilinçli bir savaştı. ABD’nin bize biçtiği “ılımlı İslam” elbisesi 1980’den bu yana kanlara bulana bulana bize giydirilmeye çalışılmaktaydı. Sol olarak bugün eskisi kadar tehlike arz etmediğimiz için ise, bizlere “biz demokratız, biz amcalarız” diyerek kucaklarını açtılar. Ne yazık ki dostlar! Bir zamanlar sol aydın olarak gördüğümüz sevip saydığımız birçok yazar çizer çıkarları için bu kucağa koştular. “Biz askeri diktaya karşı demokrasiyi savunan aydınlarız. AKP bize demokrasiyi sunuyor. Onu desteklemek bizim demokratlık borcumuzdur.” Diyecek kadar büyük bir namussuzlukla işbirlikçi rollerini layıkıyla oynadılar. Bilinçleri kararttılar. AKP iktidarını güçlendirdiler. Aydınlar, devrimciler, ilerici sanatçılar yok edildikten sonra geriye sadece Kemalistler kalmıştı. Onların sömürüye dair bir itirazları yoktu ama Amerika’nın uşaklığında bize biçilen ılımlı İslami role göre hantal ve uyumsuz kalıyorlardı. 1980’nin darbe döneminde ve 1990larda gerekli olan askeri güce ve yarattığı korku otoritesine de gerek kalmamıştı. Eh artık işleri bitmişti. Onların tasfiye edilmeleri ve rolümüze daha uygun yeni aktörlerle yola devam zamanı gelmişti. Şimdi bizler Ergenekon davası ile “kırk katırı mı seçelim kırk satırı mı?” sorusunun önüne konduk. Devrimci kurumlar, gerçek sol aydınlar, ilerici örgütler cılızlaştırılmış seslerini duyurmaya çalışıyorlar. “Sen bunlar arasında bir seçim yapmak zorunda değilsin, seni sömüren, haklarını gasp eden, acımasızca katleden bütün iktidarlara karşı çık, onlara karşı dik dur” diye ama seslerini yeterince duyuramıyorlar. Bizler bugün “Sivas’ı unutma unutturma” mitinginde bunu yapmaya çalıştık. Bu büyük planın içinde istenildiği gibi oynanan piyonlar olmayalım. İrademizi ortaya koyalım, bilinçlenelim, çoğalalım, güçlenelim diye… Şimdi burada yaptığımız gibi. Çünkü başka çıkış yolumuz yok… Kapitalizmin kriz dönemlerinde umutsuzluk ve vazgeçiş gerici güçlere hizmet eder. Bu yenilgi psikolojisinden çıkmak için tarihin bize sunduğu bu fırsatı ilerici güçlerin umuduna dönüştürmek bizlerin elinde… Hepinize sevgiler saygılar dostlarım. Divriği Kültür Derneği Mehpare Çalak KADIKÖY 2 TEMMUZ 20092009 2 temmuz Saatlerce beklediniz mi? Ateş ve duman yükselirken umudunuzu bazen yitirdiniz, gelmeyecek kimse burada öleceğiz gibi görünüyor dediniz mi? Onlar bekledi? 3-5- 8- ve daha fazla saat... Bakışarak, söyleşerek, şakalaşarak beklediler. Duman boğması Ateş yakması Kör tasarımların dizginsizliğinde insan sıcaklığının kana susamışlık karşısında buz kesmesi. bu donma noktasında külleşen bedenler.
Şimdi bu meydanda haykırın. haykırın ki bir şeyler değişsin. çok haykırın, çok olun... 16 yıl önce yandılar. 16 yıldır yanıyor içimiz.
HESAP SORMA BİLİNCİMİZ BİRİKİYOR. 2 temmuz Sivas -Zafer Kutlu Bu gün 2 temmuz Sivas katliamının yıl dönümü Küresel Faşizmfaşizm her ne kadar kapitalizmin başı sıkışınca baş vurduğu bir idare şekli diye sunulmuş olsa da, bence bir savaş halidir. Bu savaş sınıfsal olduğu halde kendini etnik bir görüntüye büründürür. dinsel bir elbise giyer. ama orantısız güçler arasıdır. dolayısıyla direnişçi veya gerilla türünde sürer. tarihin en acımasız katliamlarının yaşandığı bu savaşlar bir devlet durumu gibi geçiştirilemez. savaşı başlatanlar savaştan ekmek yiyenlerdir. bu tür savaşlara izin vermemek ve tüm propaganda biçimlerine karşı duracak bilinçte olmak için toplumun hazır bulunması gerekir. kimin işine yarar bu savaş diye düşünmek lazım. eğer savaşarak kapitalizmi yıkmak konu ise zaten vuran oğul babaya sormaz. kapitalizm izniyle onu yıkmak söz konusu olabilir mi! hakimler ve avukatlar şunu der boşanma davalarında: ayrılacak olan çift aynı evde oturamaz. yani ayrı yere taşınacalar. önce kendini ayıracaksın boşanacağın kişiden. bu sömürü evliliğinden boşanmak için de geçerlidir. Küresel faşizm ile olan bağlar düşünsel olanı da içerir. beyni sistemin bulaşıklığından arıtmayınca ve tamamen koparak gözü faşizm savaşına dikmeyince yenilgiler yaşanır. evin Kana Kana(İranlı Nida için)
kana kanaya kandım
bir daha ölmem ben hep o kaldırımdayım Nidasız
gözü açık şaşkın ne ögzürlüktü ne haklar kavgası iki benzeşik tezgah başından değişik esnaf ağzıydı sürüklendik peşinden inançla kof çığırtkanlığı yok etmeye tezgahları devirme devriminde başım düşecekse yeniden bir kaldırımdan verip filizini bin kere ölür dirilirim bin kadın yüreğim ana yüreğim yüzyıllardır kanayanlarla bir binlerce kez filizlenirim dünya sokaklarında sesim kurar yarını Evin Okçuoğlu hayıflanmaNerede o eski günler bolca gelir ekmek ağrısız sancısız doğar gün şimdi öyle mi can havli alınır oldu her nefes çevir başını dedi şair geçmişe de bakma şu haline de bak derin derin içine gelecek günlere gebesin düşlerin doğacak gerçeğe Evin Okçuoğlu İgnazio Silone'nin Ekmek ve Şarap adlı romanından alıntı İgnazio Silone'nin Ekmek ve Şarap adlı romanından bir alıntı yapmak istiyorum:
"Rocca'da küçük bir yazarlar grubu kurdum," dedi. "Yazarlar mı?" "Yazarlar!" "Herhalde mahalli gazetelerin muhabirleri demek istiyorsun," dedi Don Paolo. "Burjuva basına hiçbir zaman alet olmayanlar," diye cevap verdi Murica. "Kaç kişiler? Ne yazıyorlar?" Murica, "Şimdilik üç kişi var," dedi. "Başkalarını da gruba katmak mümkün; ama dikkatli olmak daha iyi. Üstelik üç kişi yeterli. İyi çocuklardır, yakından tanırım! Yoksul oldukları için ancak ilk okula gidebildiler. Don Benedetto'nun ölümünden sonra bana gelip, ne yapılması gerektiğini sordular. Uzun boylu tartıştık ve gerçeğin açıklanması gerektiğine karar verdik. Gerçek, Don Benedetto'nun en sevdiği şeydi. Onu memnun edecek tek şey, gerçeğin ortaya çıkartılması olacaktı. Onlar da Don Benedetto'yu memnun etmek için her şeyi yapmaya hazırdılar. Böylece, gerçeği yazanlar grubunu kurdular. Geceleri bisikletlerine binip, yanlarına tebeşir ya da kömür alarak komşu köylere gidiyor ve duvarlara gerçeği yazıyorlar. Yazdıkları gerçek şu: 'Don Benedetto zehirlendi'. Buna daha başka bir şey eklemek gerekip gerekmediğini düşündük; ama gerçeğe hiçbir şey eklenmemesi gerekli olduğuna karar verdik, çünkü hiçbir şey gerçeğin kendisinden güçlü olamaz. Böylece her yere 'Don Benedetto zehirlendi' diye yazmayı kararlaştırdık; herkes öğreninceye kadar sürecekti bu. Bu birkaç sözcüğü kendi başlarına kullanmaya, ünlem işareti dahi koymamaya kararverdik. Böylece anlamak zorunda kalacaktı. İnsanlar unutmaya başlar gibi olunca, yeniden 'Don Benedetto zehirlendi' diye yazacağız ve unutmak isteyenler hatırlamak zorunda kalacaklar. İşte, bu yazarların ödevi şimdilik bu." Foto: Süleyman Güner SAĞDAN SOLDAN GELİP ÇÜRÜYEN BİR SİSTEMDEN MEDET UMAN UZLAŞIK BULAŞIKLIKLARIYLA TARİHE GEÇECEK OLAN YANDAŞ MEDYA TÜRLERİNE KARŞI BİR DİKLENME OLSUN DİYE... kış ağaçları /winter treesWilliam Carlos Williams (ABD, 1883-1963) Çeviren: Evin Okçuoğlu
Kış Ağaçları
Tamamlandı giyinip kuşanmanın ve soyunup dökünmenin Tüm karmaşık ayrıntısı! Akışkan bir ay yayılıyor yavaşça uzun dalların arasından. Hazırlamış olarak tomurcuklarını yaman bir kışa karşı akıllı ağaçlar öyle dimdik uyuyor soğukta.
Winter Trees
All the complicated details of the attiring and the disattiring are completed! A liquid moon moves gently among the long branches. Thus having prepared their buds against a sure winter the wise trees stand sleeping in the cold.
9 TEMMUZ 2009
Public folders ![]() 2007 son görüntüler
![]() 2007'de yedinci kitap
![]() 2009 merhaba
![]() 2009 resimli şiirler
![]() 29 KASIM MİTİNG GÖRSELLERİ
![]() Ahmet Nesin Kitapları Aralıkta çıkıyor
![]() Aramızdan ayrılalı 14 yıl oldu...İbrahim Yıldız Kitapları
![]() Avni Odabaşı Karikatürleri
![]() Bekilli 7. Şarap Festivali/Wine Fest
![]() Che üç foto
![]() çocukluk
![]() DAĞLARCA=SES BAYRAĞI
![]() DENEMELER 1
![]() DENEMELER 2
![]() doğum günümde tek isteğim
![]() Dünya Şiir Günü
![]() Ercan Cengiz şiir kitabı çıktı ADSIZ FIRTINALAR DOĞUYOR
![]() eskişehir
![]() eylül
![]() Fikret Uzun Yazıları
![]() Göreme
![]() haziran
![]() Her Şeye KARŞIN kapakları
![]() Her Şeye Karşın sayı 6
![]() herşeyekarşın İstanbul'dayız16 Haziran
![]() hoşuma giden birkaç resim ve yer
![]() Hrant Dink Anısına
![]() İNADINA ÇİÇEK, İNADINA DOĞA YEŞERECEK
![]() jipto
![]() June 01
![]() Kan Mayın
![]() kitap kapaklarım
![]() klimt tablolarından
![]() lodostan cama vuran boncuklar
![]() resimli şiirler 2008
![]() Resimli Şiirlerim
![]() Süheyla Taşçıer
![]() temmuz 2008
![]() trenyolu
![]() Tuyap 2008 İstanbul
![]() TUYAP Bursa 2007
![]() Tuyap İstanbul 2006
![]() UK
![]() Yunanistan
![]() yüzüme düşen şiir gölgesi
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|