evin's profileEVIN OKÇUOGLU WEB GÜNLÜG...PhotosBlogListsMore Tools Help

EVIN OKÇUOGLU WEB GÜNLÜGÜ

Turkiye Istanbul

Video

 

evin okcuoglu

Occupation
Location
Interests
YA DA EN AŞAĞIDAKİ SON 10 İLETİYLE ULAŞABİLİRSİNİZ

Video

 
İzlenesi filmler
The Reader
Shortcut to Happiness
The Snow Walker
Boy A
Once
The City of No Limits En La Ciudad Sin Limites.-Sınırsız Kentte
haziran  
Photo 1 of 19

Quote of the Day

Loading...

Weather

Loading...
uğramakta yarar var

Video

 
This person's network is empty (or maybe they're keeping it private).

bop bip üst başkanlığından mektup:)

Şimdi düşünmeniz gereken 30 yıl öncesidir. O yıllarda başlatılan bir faşist katliamın hesabını şimdi sormaya başlayın, buna izin veriyorum. Zaten hesabı sormakta olduğunuz da bu 30 yıl önce başlattığım sürecin sürdürümcüleridir. Kimden ne hesabı soruyorsunuz. Hoş hesap falan gerçek anlamda sorulacak değildir. Maksadım başka, sakın ola ki bugün başınızda hükümet ederken babalar gibi ülke satanlarla uğraşmayın. 30 yıl önce uğraşmaya kalkanları hallettik. Şimdi bir de sizinle uğraşmayalım. Onun için siz 30 yıl öncesinin hesabını sorma bahçelerinde gezineceksiniz. Bu kadar.

Sakın ha TSK ile açıkça savaşa girmiş olan hükümeti ve onun da yukarısında beni görmeyeceksiniz. Bugünün hesabını sormaya kalkmayacaksınız. Dikkatinizi başarı ile geçmişe çevirttim. Medyayı ve sol görünümlü parayla bu günler için beslediklerimi hepsini seferber ettim. Onlar sizin ne düşünmeniz gerektiğini enjekte edeceklerdir. Onlar dini imanı vatanı olmayan paranın egemenliğinde yani benim egemenliğimde benim gücümün uşaklarıdır. Hep bir ağızdan 12 eylül hesabı sormaya kurulmuşlardır. Sakın akıllı birkaç kişi çıkıp da kimden ne hesabı soruyorsunuz demesin. Hemen saldırıp sustururuz sorun değil.

Cuntacı yaftalarından bol miktarda hazırladık. Sağdan soldan adamlarımıza verdik. Gerektiği şekilde işlerini yapacaklar. Kimse beni köşeye sıkıştırıp can çekişir hale sokamaz. Ben bu gezegenin küresel emperyalim.

 

Küresel faşizmse faşizm, kan ise kan, zorbalıksa zorbalık, tüm dünyayı bir talan alanı olarak kullanmazsam benim de sonum gelecek. Bu korku ile en içten şekilde söylüyorum sırf bu korku ile her yola başvuruyorum. Marks her gece bir kabus gibi hortlayıp uykularımı kaçırıyor. Bana Gorbaçov gibi sadık hainler ve dinsel terörü sistemli yönetecek hoca efendiler lazım. Yoksa bu koca devletinizle baş edecek gibi değil. Öyle güçlü bir sistem kurmuşsunuz ki, her koldan çalışıyorum, hemen hemen her kurum elimde ama bir tek silahlı kuvvetleriniz direniyor. Bu nedenle gerekirse tarihi tahrif edeceğim, gerekirse halkın ordusuna desteğini altından çekip alacağım. Başka çarem kalmadı. Gerekirse sahte mahkeme tuzakları kuracağım. Hatta mevcut tuzak mahkemeler yetmezse toplu katliamlarla susturacağım halkı. Ordunuzun başına dış düşman saracağım. Sonuçta minik lokmalar halinde bitkin ve güçsüz kalmış olarak içten yıkılacaksınız. Amacım, emeklerinizle kurup alnınızın teriyle yarattığınız her değere el koymak ve gasp etmektir. Varlığımı sürdürmek için çırpınırken insanlığın iyice geri ve yoksul duruma düşürülerek baş kaldıramaz hale gelmesi için çok yönlü savaş yürütüyorum.

Sizleri uykularınızla baş başa bıraktım.

Arada uyandıkça sanal-sahte aya ilk ayak basma filmi gibi olmadık şeyleri olmuş gibi gösterme ustalarımla aklınızı allak bullak etmeye devam edeceğim.

 

BOP BİP üst başkanlığı

HESAPLAŞMA

141-142 ve 163 ü birbirine bulaştıranlar şimdi sahneye bir kez daha çıkıyor. Aradan 30 yıl geçmiştir. 12 eylül askeri darbesini yapanlar yargılansın demek şimdi aklına gelmiştir bazı sol talepkârların. Bu taleplerini ilettikleri hükümet ise 12 eylülden doğma olmasa bile onun beslemesi ile gelişip serpilmiş bir yapının parçasıdır. Gerçekte Kenan Evren’in yargılanması söz konusu bile değilken bu konuyu azimle gündeme taşıma kararında olan kurumlara STK lara ve aydın geçinenlere bir bakınız. Onlar türbana da özgürlük demişlerdir geçmişte. Onlar 163 de kalksın demişlerdir. Sonuçta 141-142 yerine başka yasalar gelmiş ama 163 ün önü açılmış ve daha sonra hükümetin adalet bakanlığını yapanlar 2 temmuz sanıklarının savunmanı olmuştur. Şimdi ise benzer hükümetlerden talepte bulunularak varılmak istenen yola giden yöntem aynıdır. Varılacak yol ise sivil darbenin/ karşı devrimin veya küresel faşist kuşatmanın son engelini de ortadan kaldırmaktır.
Aydın demokrat geçinen sol gömlekli TARAFın kalemşörleri Şimdi yoğun bir son saldırı hazırlığı içindeler. Toplumu manüple ederek hazırlayacaklar. Şimdiden ben duyar gibiyim. “yoksa sen istemiyor musun 12 eylülcülerin yargılanmasını?” ne büyük bir kurnazlıktır bu! Kendinizi kaptırmayagörün.
Talep etmek o makamı meşrulaştırmak değil midir bir yandan da?
Önümüzdeki günlerde faşizmin kol gezdiği 12 eylül günlerinden sağ çıkan ve o günlerin yargılanmasını isteyen masum duyguların emperyalizmin uşaklarınca nasıl kullanıldığının bir göstergesi daha sergilenecektir. Hazırlıklı olalım.
Bu bulaşıklık içerisinde olanlar arasında TYS vardır. Yazarlar sendikası kanunları çiğneyerek kongre yapıp kendisini zorla dayatmıştır. Enver Ercan cemaatine edebiyat anlamında destek veren şair ve yazarların da kendisine çeki düzen vermesi gerekir. Yoksa onlar da aynı cemaatin ferdi olarak tarihe geçerler. Asıl hesap sorma kendi içimizdenmiş gibi duranların maskelerini düşürmekle olur. Karşı safta olduğu belli güçlerle ancak bir güç oluşturulmuşsa hesap sorulabilir. Yoksa zaten sorulmayacak bir zamanda bu hesaplaşmayı konu yapmakla aslında gizlenmekte olan başka niyetlerin olduğu akla gelmektedir.
Bazı yazar ve şairler “yazdığımın okunması önemli olan, ben sağ dergiye de uzlaşık sol dergiye de eserimi yollarım” diyorlar. Önemli olan yazıların okura ulaşması diyorlar. Eğer bizler eserlerimizle o dergileri beslemezsek yalnızlaştırırsak o sayfalar gittikçe boşalırsa bu bulaşık uzlaşıklara tarihe bırakmadan bugünden derslerini vermiş oluruz. Alevilerin çok sevdiğim bir cezalandırma töresi vardır. DIŞLAMA… Topluma karşı işlenen bir suç karşısında o suçu işleyen kişi ile kimse konuşmaz, dışlar. Bu sokakta meydanda ve her ortamda kurulmuş bir hapishane gibidir. Öyle bir mahkum ediştir ki nereye giderse gitsinler insanca iletişimden yoksun bırakılırlar.
Dışlama yapmak için bilinç ister. İlkeli olmak ister. Dışlamak için kitleselliği beklemiyorum. Edebiyat alanında dışlanması gereken isimleri tek tek merhabasız bırakıyorum. Okursuz bırakıyorum. Okur kitlesi neden bu denli az diyorduk. Basılarak tezgaha konarak okura dayatılan kitaplar bu denli niteliksizken her işte bir hayır var belki de.
Faşizme hayır deyip 12 eylüllerin tekrarlanmaması için asıl yapılması gerekenleri örtmek için de başlatılmış olan bu kampanyaya karşı kampanyamı böylece başlatmış oldum. Gerçek ideolojik savaşım ile tüm oportünistleri tek tek ismen sergilemek gerektiğini düşünüyorum. Çünkü insanlar ölüyor. Sonra arkasından konuşmak oluyor. Önemli olan sağ iken hesaplaşmaktır.

 

Evin Okçuoğlu

Divriği Kültür Derneği Mehpare Çalak Nazım Hikmet Kültür Merkezi 2 Temmuz

Sevgili dostlar, Nazım Hikmet Kültür Merkezi 2 Temmuz anma toplantıları ile ilerici, demokrat kurumları ve kişileri her yıl bir araya getiriyor. Bize verilen bu kürsüde Madımak Otelinde yaşanan büyük vahşeti kınıyor ve yakılarak katledilen canlarımızı yüreğimizden hiç eksilmeyen acıları ile anıyoruz.

Sivas’da yaşanan katliamda aydınlık bilinçli herkes provakasyonun devletin eliyle büyük bir planın parçası olarak yaşatıldığı gerçeğini gördü. Bu plan 1980 darbesi ile başlatılan Türkiyeli tüm ilerici, devrimci ve demokratların toplu olarak imhası ve sindirilmesi harekatının bilinçli bir devamıydı. Amaçları ise, ülkede sürdürdükleri sömürü rejimine karşı güçlü bir  sol tehlikenin tamamen bertaraf edilmesiydi. İşbirlikçi iktidarlar, uluslar arası sermaye ile bütünleşmiş bir sömürge haline dönüşmemizin önünde tek engel olarak devrimci sol aydınları ve onların etrafına yaydığı bilinci görüyordu. Bu engeli ortadan kaldırmak için gözü dönmüş bir vahşetle her biri insanlık suçu olan saldırılarını tek tek uyguladılar.

İşkenceler, yargısız infazlar, hapishanelerde katledilenler, hayata dönüş operasyonları, bugüne vesile Sıvas katliamı. Onlardan ne kadar korktukları saldırılarındaki gözü dönmüşlükten anlaşılıyordu. Önce sömürülen halkını bilinçlendiren aydınlık beyinleri, devrimci liderleri yok ettiler. Sonra döktükleri kanları gözdağına dönüştürerek göz diktikleri hakları gasp ettiler, halkları korkuttular sindirdiler. Böylece örgütlenmelerini, gelişmelerini engellediler. Bu gün geldiğimiz noktada çok üzülerek itiraf etmeliyim ki başardılar. Halen örgütsüz, bilinçsiz bir halk haline getirdiği yığınları istedikleri gibi yönetmekte ve iktidarlarını her geçen gün biraz daha perçinlemektedirler…

Ülkemizdeki yaşanan son gelişmelerde de açıkça görüşeceği gibi bu plan sadece ulusal sınırlarımız içindeki iktidarlar tarafından yaratılmış ve uygulanmış bir plan değildi. ABD’nin artık herkes tarafından bilinen büyük Ortadoğu projesi dahilinde her gün biraz daha kişiliksiz, iradesiz bir sömürge olabilmemiz için önlerindeki tüm engellere karşı sürdürülen bilinçli bir savaştı.  ABD’nin bize biçtiği “ılımlı İslam” elbisesi 1980’den bu yana kanlara bulana bulana bize giydirilmeye çalışılmaktaydı. Sol olarak bugün eskisi kadar tehlike arz etmediğimiz için ise, bizlere “biz demokratız, biz amcalarız” diyerek kucaklarını açtılar. Ne yazık ki dostlar! Bir zamanlar sol aydın olarak gördüğümüz sevip saydığımız birçok yazar çizer çıkarları için bu kucağa koştular. “Biz askeri diktaya karşı demokrasiyi savunan aydınlarız. AKP bize demokrasiyi sunuyor. Onu desteklemek bizim demokratlık borcumuzdur.” Diyecek kadar büyük bir namussuzlukla işbirlikçi rollerini layıkıyla oynadılar. Bilinçleri kararttılar. AKP iktidarını güçlendirdiler.

Aydınlar, devrimciler, ilerici sanatçılar yok edildikten sonra geriye sadece Kemalistler kalmıştı. Onların sömürüye dair bir itirazları yoktu ama Amerika’nın uşaklığında bize biçilen ılımlı İslami role göre hantal ve uyumsuz kalıyorlardı. 1980’nin darbe döneminde ve 1990larda gerekli olan askeri güce ve yarattığı korku otoritesine de gerek kalmamıştı. Eh artık işleri bitmişti. Onların tasfiye edilmeleri ve rolümüze daha uygun yeni aktörlerle yola devam zamanı gelmişti. Şimdi bizler Ergenekon davası ile “kırk katırı mı seçelim kırk satırı mı?” sorusunun önüne konduk. Devrimci kurumlar, gerçek sol aydınlar, ilerici örgütler cılızlaştırılmış seslerini duyurmaya çalışıyorlar. “Sen bunlar arasında bir seçim yapmak zorunda değilsin, seni sömüren, haklarını gasp eden, acımasızca katleden bütün iktidarlara karşı çık, onlara karşı dik dur” diye ama seslerini yeterince duyuramıyorlar. Bizler bugün “Sivas’ı unutma unutturma” mitinginde bunu yapmaya çalıştık. Bu büyük planın içinde istenildiği gibi oynanan piyonlar olmayalım. İrademizi ortaya koyalım, bilinçlenelim, çoğalalım, güçlenelim diye… Şimdi burada yaptığımız gibi. Çünkü başka çıkış yolumuz yok… Kapitalizmin kriz dönemlerinde umutsuzluk ve vazgeçiş gerici güçlere hizmet eder. Bu yenilgi psikolojisinden çıkmak için tarihin bize sunduğu bu fırsatı ilerici güçlerin umuduna dönüştürmek bizlerin elinde…

Hepinize sevgiler saygılar dostlarım.

Divriği Kültür Derneği

Mehpare Çalak

KADIKÖY 2 TEMMUZ 2009

2009 2 temmuz

Saatlerce beklediniz mi? Ateş ve duman yükselirken umudunuzu bazen yitirdiniz, gelmeyecek kimse burada öleceğiz gibi görünüyor dediniz mi?

Onlar bekledi? 3-5- 8- ve daha fazla saat...

Bakışarak, söyleşerek, şakalaşarak beklediler.

Duman boğması

Ateş yakması

Kör tasarımların dizginsizliğinde insan sıcaklığının kana susamışlık karşısında buz kesmesi.

bu donma noktasında külleşen bedenler.

 

Şimdi bu meydanda haykırın. haykırın ki bir şeyler değişsin. çok haykırın, çok olun...

16 yıl önce yandılar. 16 yıldır yanıyor içimiz.

 

HESAP SORMA BİLİNCİMİZ BİRİKİYOR.

2 temmuz Sivas -Zafer Kutlu


        Bu gün 2 temmuz Sivas katliamının yıl dönümü    
        141 ve 142 maddelerin kaldırılması için yürütülen kampanyalarda 163 maddenin de kaldırılmasını isteyen aklıevvellerin 163.maddenin kaldırılmasına karşı çıkanlara "özgürlük ve demokrasinin eksikli kalacağına "ilişkin ikna çabaları özünde sivas katliamının zemininin taşlarını döşemiştir.
141 142 yi kaldıranlar yerine hemen Terörle Mücadele yasasını yerleştirirken 163 maddenin kaldırılması ile dinci gerici  örgütlenmelerin önündeki tüm engeller kaldırılmış oldu.
       Sivas katliamından üç yıl önce Beşiktaş tarihi çay bahçesinde yapılan 141- 142 ve 163 maddeler kaldırılsın içerikli panelde Azizi Nesin ,Abdurrahman Dilipak ve Deniz Türkali konuşmacı olarak katılmışlardı.
       İlk konuşan Abdurrahman Dilipak 163 maddenin varlığının inanç özgürlüklerini nasıl kısıtladığına ilişkin konuştuktan sonra asıl sorunu din ve vicdan hürriyetine bağlayıp bırakınca
izleyiciler tarafında yoğun bir alkış koptu.
       Sırasıyla konuşma sırası Aziz Nesin e gelince 141 - 142 maddelerin kaldırılması ile inançlarının da insanlar tarafından özgürce yaşanabileceğini ve zaten din özgürlüğü diye bir sorunun bulunmadığını asıl sorunun din ve vicdan hürriyeti istemleri adı altında gerici şeriatcı örgütlenmelerin önünün açılmak istendiğini bunun dışında bir işe yaramayacağını söyledi.
Yüzyıllardan bu yana zaten dini inançların hiçbir biçimde baskı altında olmadığını bu sebeple
163 maddenin kaldırılmasını talep edenlerin din hürriyetinden bahsetmesinin sadece takiyyeden ibaret olduğunu şeriat esaslı örgütlenmelerin ise 163 maddenin kaldırılması ile çok daha organize bir şekilde yapılanarak hak talebi ile ortaya çıkan emekçilerin üzerine saldırma gücünü yasaların da arkasına sığınarak kolayca yerine getirebileceklerini vurgulayınca ortalıkta
müthiş bir alkış tufanı koptu.
     Asıl şok bundan sonra geldi ve Aziz Nesin izleyicilere dönerek siz hepiniz salakmısınız dedi.
     Demin bu adamı alkışladınız "abdurrahman dilipak ı kastederek"   dedi.Madem bunun söylediklerini doğru buluyorsunuz peki beni neden alkışlıyorsunuz. Ben bu şeriatcının söyledikelrinin tam aksini söyledim ama beni de alkışladınız ne biçim insanlarsınız siz dedi.
     Evet Azizi nesin haklıydı ve en az 1000 kişiden oluşan izleyici kitlesi sessizliğe bürünüp birbirinin yüzüne bakmaya başlamıştı.
     Ardından böylesine izler bırakırken doğru olanı söylemekten çekinmeyen Azizi Nesin yine
doğru olanı yapmıştı.Ne yazıkki 141 v 142 maddelerin kaldırılması uğruna gerici şeriatcı güçlerinde eline en önemli kozlardan birini verecek olan 163 maddenin kaldırılmasına
şövalyelik yaparak destek veren komünist kimlikli uzlaşmacılar bunun karşılığında burjuvazi ile el sıkışarak en önemli adımı atmış oluyorlardı.
     Sivas katlıamı işte bu yoldan geçerek geldi karabasan gibi ülkemizin en kıymetli canlarının
üzerine çöktü, şeriatcı örgütlenme serbestisi kazanmış gerici katillerin eliyle.Buna karşı çıkan Aziz Nesin den de onu da öldürerek rövanşı almanın hesabını yapıyorlardı.
     33 can yakılarak ve dumandan boğularak yok oldu ayrıca iki otel görevlisi öldü.Bunu yapanlar 163. madde kaldırılınca serbest kalıp zincirlerinden boşanmış gibi kendileri dışındaki herşeye saldırmayı hak olarak kabul eden gerici seriatcı karanlık kaatillerdi.
     Perşembenin gelişi çarşambadan bellidir.Derler atalarımız.Şeriatcı örgütlenmelerin geleceği belliyken bunun önünü açmak için yola çıkanlar bu gün de burjuvazinin ideolojik danışmanlıklarını yapanlardır.
     Sivasın yaşanmasında bunların  payı vardır.Bu yaşananları gerici şeriatcıların yapmış olması
onların buna hazırlanırken destek aldıkları kesimleri masum kılmaz.Ortada var olan sorumluluğu şeriatcıların üzerine atarak kurtulmak mümkün değildir.Sorulacak bir hesap varsa
Bunun hesabı ateşin üzerine benzin döken herkesten sorulmalıdır.
     Dün yaşananların dünün koşullarında öyleydi bu gün de durum böyledir diyerek hiç kimse kendini bu sorumluluklardan kurtaramaz.
     Madımak oteline kibrit çakanların sırtlarını dayadıkları güçlerin oluşmasına katkıda bulunanların da ister sol gömlekli olsun isterse komünist kimlikli olsunlar ,kibrit çakanlar kadar katliamda payı vardır.Bu sorumluluktan hesap vermeden kurtulamazlar.
     Zafer Kutlu

Küresel Faşizm

faşizm her ne kadar kapitalizmin başı sıkışınca baş vurduğu bir idare şekli diye sunulmuş olsa da, bence bir savaş halidir. Bu savaş sınıfsal olduğu halde kendini etnik bir görüntüye büründürür. dinsel bir elbise giyer. ama orantısız güçler arasıdır. dolayısıyla direnişçi veya gerilla türünde sürer. tarihin en acımasız katliamlarının yaşandığı bu savaşlar bir devlet durumu gibi geçiştirilemez. savaşı başlatanlar savaştan ekmek yiyenlerdir. bu tür savaşlara izin vermemek ve tüm propaganda biçimlerine karşı duracak bilinçte olmak için toplumun hazır bulunması gerekir.
kimin işine yarar bu savaş diye düşünmek lazım.
eğer savaşarak kapitalizmi yıkmak konu ise zaten vuran oğul babaya sormaz. kapitalizm izniyle onu yıkmak söz konusu olabilir mi!
hakimler ve avukatlar şunu der boşanma davalarında: ayrılacak olan çift aynı evde oturamaz. yani ayrı yere taşınacalar. önce kendini ayıracaksın boşanacağın kişiden.
bu sömürü evliliğinden boşanmak için de geçerlidir.
Küresel faşizm ile olan bağlar düşünsel olanı da içerir. beyni sistemin bulaşıklığından arıtmayınca ve tamamen koparak gözü faşizm savaşına dikmeyince yenilgiler yaşanır.
evin

Kana Kana

(İranlı Nida için)
 
kana kanaya kandım
bir daha ölmem ben
hep o kaldırımdayım
Nidasız
gözü açık
şaşkın

ne ögzürlüktü ne haklar kavgası
iki benzeşik tezgah başından
değişik esnaf ağzıydı
sürüklendik peşinden inançla

kof çığırtkanlığı yok etmeye
tezgahları devirme devriminde
başım düşecekse yeniden
bir kaldırımdan verip filizini
bin kere ölür dirilirim bin
kadın yüreğim ana yüreğim
yüzyıllardır kanayanlarla bir
binlerce kez filizlenirim dünya sokaklarında
sesim kurar yarını
 
Evin Okçuoğlu

hayıflanma

Nerede o eski günler
bolca gelir ekmek
ağrısız sancısız doğar gün
şimdi öyle mi
can havli alınır oldu her nefes
çevir başını dedi şair
geçmişe de bakma şu haline de
bak derin derin içine
gelecek günlere gebesin

düşlerin doğacak gerçeğe

Evin Okçuoğlu

İgnazio Silone'nin Ekmek ve Şarap adlı romanından alıntı

  İgnazio Silone'nin Ekmek ve Şarap adlı romanından bir alıntı yapmak istiyorum:
"Rocca'da küçük bir yazarlar grubu kurdum," dedi.
"Yazarlar mı?"
"Yazarlar!"
"Herhalde mahalli gazetelerin muhabirleri demek istiyorsun," dedi Don Paolo.
"Burjuva basına hiçbir zaman alet olmayanlar," diye cevap verdi Murica.
"Kaç kişiler? Ne yazıyorlar?"
Murica, "Şimdilik üç kişi var," dedi. "Başkalarını da gruba katmak mümkün; ama dikkatli olmak daha iyi. Üstelik üç kişi yeterli. İyi çocuklardır, yakından tanırım! Yoksul oldukları için ancak ilk okula gidebildiler. Don Benedetto'nun ölümünden sonra bana gelip, ne yapılması gerektiğini sordular. Uzun boylu tartıştık ve gerçeğin açıklanması gerektiğine karar verdik. Gerçek, Don Benedetto'nun en sevdiği şeydi. Onu memnun edecek tek şey, gerçeğin ortaya çıkartılması olacaktı. Onlar da Don Benedetto'yu memnun etmek için her şeyi yapmaya hazırdılar. Böylece, gerçeği yazanlar grubunu kurdular. Geceleri bisikletlerine binip, yanlarına tebeşir ya da kömür alarak komşu köylere gidiyor ve duvarlara gerçeği yazıyorlar. Yazdıkları gerçek şu: 'Don Benedetto zehirlendi'. Buna daha başka bir şey eklemek gerekip gerekmediğini düşündük; ama gerçeğe hiçbir şey eklenmemesi gerekli olduğuna karar verdik, çünkü hiçbir şey gerçeğin kendisinden güçlü olamaz. Böylece her yere 'Don Benedetto zehirlendi' diye yazmayı kararlaştırdık; herkes öğreninceye kadar sürecekti bu. Bu birkaç sözcüğü kendi başlarına kullanmaya, ünlem işareti dahi koymamaya kararverdik. Böylece anlamak zorunda kalacaktı. İnsanlar unutmaya başlar gibi olunca, yeniden 'Don Benedetto zehirlendi' diye yazacağız ve unutmak isteyenler hatırlamak zorunda kalacaklar. İşte, bu yazarların ödevi şimdilik bu."



Foto: Süleyman Güner


SAĞDAN SOLDAN GELİP ÇÜRÜYEN BİR SİSTEMDEN MEDET UMAN UZLAŞIK BULAŞIKLIKLARIYLA TARİHE GEÇECEK OLAN YANDAŞ MEDYA TÜRLERİNE KARŞI BİR DİKLENME OLSUN DİYE...

kış ağaçları /winter trees

William Carlos Williams (ABD, 1883-1963)

         Çeviren: Evin Okçuoğlu

 

Kış Ağaçları

 

Tamamlandı giyinip kuşanmanın

ve soyunup dökünmenin

Tüm karmaşık ayrıntısı!

Akışkan bir ay

yayılıyor yavaşça

uzun dalların arasından.

Hazırlamış olarak tomurcuklarını

yaman bir kışa karşı

akıllı ağaçlar

öyle dimdik uyuyor soğukta.

 

 

Winter Trees

 

 

All the complicated details

of the attiring and

the disattiring are completed!

A liquid moon

moves gently among

the long branches.

Thus having prepared their buds

against a sure winter

the wise trees

stand sleeping in the cold.

 

 

9 TEMMUZ 2009
Sayfama gelen konuk sayısı: 16627
konuk olduğunuz için teşekkürler
Thanks for visiting

Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
emre polatwrote:
hocam çok güzel birsayıfa hazılamış sınız bana gönderdiyiniz için çoook teşekür ederim ama devamında beklerim emiyin hakını vermek çok güzel imşalah devamınıda görmek nasip olur size svgi ve saygılarımı yoluyorum herşey gönlünüzce olsun
Mar. 24
Ercanwrote:
Hocam böle güzel bir bölmü hazırladıgınız iin eize teşekkürederimm  ve emeginizeee  ve  Yüreğinize  Saglıkkk 
Jan. 26
Gustavowrote:
Glad to share this songs with you and with your people!
Sept. 26
Gustavowrote:
He came with three wounds:
one of love,
one of life,
one of death.

With three wounds he comes:
one of life,
one of love,
one of death.

With three wounds I:
one of life,
one of death,
one of love.
Miguel Hernández

I would like to correspond you with this words of one of our better  poets: Miguel Hernández, who died for deffend freedom in my country -the translation is mine, so probably is not very good-. I'd really like to know turkish, because I see here lots of good and beautiful things, as the poems of Nazim Hikmet, a well known poet in Spain. I'm glad you like the songs I have put: they are songs of freedom. A huge greeting from Madrid, and, as we say: ¡Salud!
Aug. 2
ciytanesiwrote:
Günlerdir okuyorum, bitiremedim. Çok güzel bir sayfa :)
June 21
alanınız çok güzel özellikle yazılarınız, şiirleriniz ve (zaman zaman değiştirdiğiniz) izlettiğiniz görüntüler. sağolun varolun!.
May 8